otobüse biner binmez onu gördüm. onca kalabalığın içinde en arkada olmasına rağmen neden ilk onu fark ettiğimi bilmiyorum. ama şaşırmadım buna.
onu ilk görüşüm değil bu. daha önce, ki bu "önce"nin başlangıcı neredeyse 10 sene öncesine dayanıyor, onu kâh taksim'de, kâh kadıköy'de, kâh vapurda, kâh bakırköy'de; sokakta yürürken, önümden geçen minibüsün içinde, durup bir şey beklerken, alakalı alakasız birçok zaman ve yerde; tamamen tesadüfi bir şekilde, defalarca gördüm. nasıl bir tesadüftür bu, hiç bilemeden.. başlarda bir daha görmek istediğimden olsa gerek, sanki işin büyüsü kaçarmış gibi geldi; eğer birilerine söylersem bu tesadüfü. sonra söyledim tabii, neyse ki kaçmadı büyü. onu görüşlerimin neredeyse her defasında yalnızdım, acaba hayal mi bu diye düşündüğüm bile oldu, ne yalan söyleyeyim. ama yok değil... biliyorum ki değil.
onu gördüğüm her an'da içim cayır cayır yandı, ve sonra her defasında dondum, her defasında titredi içim, her defasında ağladım, gizlisinden... ama yine de sevindim onu görmeme, varlığına. onu ikinci defa görüşümden sonra, yanına gidip konuşmadığıma pişman olduğumu anımsıyorum. ve üçüncü görüşümde de yanına gidip onunla konuşamayışımı.. ve sonrakinde de, ve sonrakinde de.. ve sonrakinde de.. ve hep konuşmak isterken "bu defaki son" görüşümde onunla konuşmaktan artık vazgeçtim. yüzüne baktım, çok yakından baktım. gözlerine, saçlarına, boyuna-posuna, çantasına, montuna, her yerine. hatta bir iki saniye göz göze kaldık, kaçırdım bakışlarımı, utandım çok fena. rahatsız ettim onu diye... tam "afedersiniz" demek için gücümü toparlamaya çalışırken birden vazgeçtim konuşmaktan onunla. yine işin büyüsü kaçar endişemden.. yok, artık bu büyü onu bir daha görmekle ilgili değil. biliyorum ki, ben de o da bu şehirde olduğumuz sürece şehrin herhangi bir yerinde sık sık rastlaşacağız. o beni yine hiç fark etmeyecek ve ben onu yine yüzlerce kişi arasından hemencecik ayıracağım.. onunla gidip asla konuşmayacağım, konuşursam büyü bozulur çünkü.
vazgeçtim, çünkü duyacağım ses, yani neredeyse her şeyiyle (bir-iki farklılık var elbette) canım babamın tıpkısı olan bu adamın sesi, babacığımın sesi olmayacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder