26 Eylül 2011 Pazartesi

merak kediyi öldürür

(çok da uzak değil yakın bir yerde büyüyen; çok da yakın değil uzak bir anlam.. sosyologlarca verilmiş bir adı vardır mutlaka. ya da psikologlarca...)

yıllardır işime gücüme hemen hemen aynı ara yollardan giderim. ana yolların kalabalığı, gürültüsü, patırtısından uzakta kalan ara sokaklarda ilerlerken, yolda izleyecek çok şey olmadığından, yolun kenarlarında dizili duran eski-yeni apartmanlara, evlere bakarım.. içinde yaşayanların günlük ev yaşantısı alışkanlıklarından izler yakalama umuduyla pencerelere, kapılara, balkonlara bakarım. meraklı kedicilik oynamak eğlendirir beni. kimin balkonunu nasıl kullandığı (gereksiz, biçimsizce büyük eşyalarını "attıkları" bir yer olarak mı kullandığı yoksa çiçeklerle böceklerle süsleyip bir kahve-çay keyfi mekanı mı yarattığı..); mutfak camının dışında duran bir tencere, içi içecek dolu pet şişeler, cam şişeler; kapıya asılmış bir süs eşyası, kültürel alt yapısı araştırılabilir türlü ikonik şeyler; saksılar, yoğurt kapları (halen kullanılıyorlar saksı olarak, evet); kirden pastan görünümü sevimsizleşmiş panjurlar, birbirinin aynısı renkteki apartmanların aynı tornadan çıkmış dış cephe renkleri, bahçelerin kiri tozu karışıklığı ya da muntazam dikilmiş çiçekleriyle kapıcıların özeni alenen gösterir kendisini. bunları izlemek bana güzel.

bütün bunların yanında tamamen başka türlü bir "görme" ile fark ettiğim bir balkon var. bundan yaklaşık 3 sene kadar önce kızımın bir kıyafetinin aynısını başka bir balkonda gördüm, seçiverdim diyebilirim.. algıda seçicilik. boyu da aynı, rengi de, her şeyi aynı.. gülümsedim. zaten oldum bittim severim bebek çamaşırlarının ipte salkım salkım asılmış görüntüsünü.. bir de bu, aşina olduğum bir eşya. dedim ki kendi kendime; bu evde kızımla yaşıt bir kız yaşıyor.

zamanla, kızım gibi, o kız da büyüdü. ki, asılan çamaşırların boyu büyüdü. kızıma üç tekerlekli bisikletini aldığımız zamanlarda; bir baktım o balkonda da bir üç tekerlekli bisiklet.. sonra sonra kızımın ileri geri sallanan filini kaldıırdığım günlerde bir baktım o balkonda kaldırılmış bir at.. bunun gibi türlü şeyler..

yine gülümsüyorum..

bir kız, kızımla yaşıt; orada, hiç tanımadığım kişilerin anne-babalığıyla kollanıp büyütülüyor; ne güzel..

günün birinde oradan geçerken o balkonun başka birilerinin kullanımında olma ihtimali elbet var. olmasını nedense istemediğim bir şey bu.

şimdi ben bu kızı tanıyorum demiyorum elbet ama yakın olmayan uzak bir ilgiyle izliyorum hafta arası hemen her gün, işime gücüme giderken..

mutlu; sağlıklı, güzel büyüsün..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder